Türkiye’de Proloterapi Çalışmaları: Klinik Deneyim, Kanıt Düzeyi ve Gelecek Araştırma Alanları

Türkiye’de Proloterapi Çalışmaları: Klinik Deneyim, Kanıt Düzeyi ve Gelecek Araştırma Alanları

Giriş

Proloterapinin Genel Tanımı ve Temel Prensibi

Proloterapi, kronik kas-iskelet sistemi ağrılarını azaltmak ve bağ dokusunun biyomekanik dayanıklılığını artırmak amacıyla uygulanan, irritan çözeltilerle yapılan bir rejeneratif enjeksiyon tedavisidir.

Temel prensip, zayıflamış veya hasar görmüş ligament, tendon ve entezis bölgelerine hipertonik dekstroz gibi proliferan maddelerin enjekte edilerek kontrollü bir iyileşme yanıtı oluşturulmasıdır. Bu kontrollü inflamasyon, fibroblast aktivasyonunu, kollajen sentezini ve bağ dokusunun yeniden yapılanmasını tetikler. Böylece eklem ve yumuşak dokuların stabilitesi artar, kronik ağrı döngüsü kırılır.

Proloterapi, tamamen mekanik biyolojiye dayanan bir yöntem olup, vücudun kendi tamir mekanizmalarını doğal yollarla harekete geçirmesi nedeniyle rejeneratif tıbbın erken ve önemli bileşenlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Dünya Literatüründe Proloterapinin Yeri (Kısa Özet)

Uluslararası literatürde proloterapi, özellikle 1990’lardan itibaren bilimsel anlamda hızla gelişen bir tedavi alanı olmuştur. George S. Hackett ve Gustav Hemwall’ın 20. yüzyıldaki öncü klinik çalışmalarını takiben, 2000’li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Yeni Zelanda ve Asya ülkelerinde çok sayıda randomize kontrollü çalışma yayımlanmıştır.

Bugün PubMed ve ScienceDirect üzerinde yüzlerce klinik araştırma; diz osteoartriti, kronik bel ağrısı, sakroiliak eklem disfonksiyonu, lateral epikondilit, plantar fasiit ve tendinopatiler gibi pek çok alanda proloterapinin klinik etkilerini incelemektedir.

Modern rejeneratif tıp çatısı altında proloterapi;

  • PRP (Platelet-Rich Plasma),
  • kök hücre (BMAC/ADSC),
  • ozon,
  • diğer biyolojik enjeksiyonlar

ile birlikte “rejeneratif enjeksiyon tedavileri” grubu içinde değerlendirilmektedir.

Uluslararası sistematik derlemeler, proloterapinin özellikle konservatif tedavilere yanıt vermeyen kronik ağrı hastalarında belirgin fonksiyonel iyileşmelere katkı sağlayabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte kanıt düzeyinin endikasyona göre değişkenlik gösterdiği ve protokol heterojenliği nedeniyle daha fazla standartlaştırılmış çalışmaya ihtiyaç olduğu vurgulanmaktadır.

Türkiye’de Proloterapiye Artan İlgi

Son 10–15 yılda Türkiye’de proloterapiye yönelik ilgi dikkat çekici biçimde artmıştır. Bunun birkaç temel nedeni bulunmaktadır:

Kronik kas-iskelet ağrılarında tamamlayıcı yöntemlere yönelim

Türkiye’de bel ağrısı, diz osteoartriti ve spor yaralanmaları gibi sorunlar oldukça yaygındır. Hastaların önemli bir kısmı NSAİİ kullanımı, fizik tedavi ve enjeksiyonların yeterli gelmediği durumlarda cerrahi dışı alternatif tedavilere yönelmektedir. Bu bağlamda proloterapi, düşük maliyetli, ilaçsız ve rejeneratif etkili bir yöntem olması nedeniyle hem klinisyenler hem de hastalar tarafından giderek daha fazla tercih edilmektedir.

GETAT Kapsamına Alınması (2014 Düzenlemesi)

Türkiye’de proloterapinin yaygınlaşmasında en önemli dönüm noktalarından biri, 27 Ekim 2014 tarihli T.C. Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelikle (“Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği”), proloterapinin resmen GETAT uygulamaları arasına alınmasıdır.
Bu düzenleme ile:

  • Uygulamayı hangi uzmanlık alanlarının yapabileceği,
  • Eğitim ve sertifikasyon süreçleri,
  • Klinik koşullar ve hasta güvenliği standartları

belirlenmiş, böylece proloterapi yasal çerçeveye kavuşmuştur. (Kaynak: ResearchGate üzerinden Türkiye GETAT yönetmeliği değerlendirmeleri)

Bu yasal tanımlama, üniversite hastaneleri, eğitim araştırma merkezleri ve özel kliniklerde proloterapi kurslarının ve uygulamalarının hızla artmasına zemin hazırlamıştır. [1]

Dünya Literatüründe Proloterapinin Yeri

Bu Derlemenin Amacı

Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de proloterapi alanında üretilen bilimsel literatürü kapsamlı şekilde incelemek ve güncel kanıt düzeyini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda derleme şu hedeflere sahiptir:

  • Türkiye kaynaklı klinik çalışmaların (RCT, prospektif–retrospektif gözlemsel araştırmalar),
  • Deneysel hayvan çalışmalarının,
  • Olgu sunumları ve derlemelerin,
  • Proloterapi protokollerinin ve uygulama farklılıklarının

sistematik olarak özetlenmesi.

Ayrıca mevcut bilimsel veriler ışığında:

  • Türkiye’de proloterapinin hangi endikasyonlarda güçlü kanıt sunduğu,
  • Hangi alanlarda araştırma boşlukları bulunduğu,
  • Klinik uygulamaların uluslararası standartlarla kıyaslandığında hangi noktada olduğu ortaya konulacaktır.

Bu derleme, Türkiye’de proloterapi alanında hem klinisyenler hem de araştırmacılar için yol gösterici bir kaynak oluşturmayı amaçlamaktadır.

Türkiye’de Proloterapinin Hukuki ve Kurumsal Çerçevesi

GETAT Yönetmeliğinde Proloterapinin Yeri

Türkiye’de proloterapinin resmi olarak tanınması, 27 Ekim 2014 tarihli “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği” ile mümkün olmuştur. Bu yönetmelik, proloterapinin kimler tarafından, hangi koşullar altında ve hangi eğitim standartlarıyla uygulanabileceğini belirleyen ilk yasal düzenlemedir. Böylece proloterapi, “bilimsel temelli tamamlayıcı tıp uygulamaları” arasına dahil edilerek klinik kullanımına net bir çerçeve kazandırılmıştır.

Hangi Uzmanlık Alanları Uygulayabilir?

Yönetmelik çerçevesinde proloterapi uygulama yetkisi, yalnızca ilgili alanda uzmanlık eğitimi tamamlanmış hekimlere verilmiştir. Bu uzmanlık alanları genel olarak şunlardır:

  • Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon (FTR) Uzmanları
  • Algoloji (Ağrı) Uzmanları
  • Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanları
  • Spor Hekimliği Uzmanları
  • Bazı durumlarda yeterli eğitim ve belgeye sahip Aile Hekimliği uzmanları

Bu uzmanlık grupları dışında klinik uygulamaya izin verilmemektedir.

Eğitim ve Sertifikasyon Gereklilikleri

Her hekim, proloterapi uygulamadan önce Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş merkezlerde resmi GETAT eğitimini tamamlamak zorundadır. Bu eğitim süreci:

  • Teorik dersler (proloterapinin biyolojisi, endikasyonlar, güvenlik)
  • Kadavra veya maket üzerinde uygulamalı eğitim
  • Canlı hastada süpervizyon
  • Eğitim sonunda yazılı/sözlü değerlendirme

aşamalarından oluşur. Eğitimini başarıyla tamamlayan hekimlere Sağlık Bakanlığı onaylı Proloterapi Sertifikası verilir.

Bu zorunlu süreç, tedavinin kontrollü ve güvenli yapılmasını amaçlar ve Türkiye’yi proloterapi uygulamalarında düzenli bir ülke haline getiren önemli bir mekanizmadır.

Üniversite ve Eğitim Araştırma Hastanelerinde Proloterapi Kursları ve Programları

Türkiye’de proloterapi yalnızca özel kliniklerde değil, akademik merkezlerde de giderek daha fazla yer bulmaktadır. Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilen kurumlar genellikle üniversite hastaneleri ve eğitim araştırma hastaneleridir. Bu merkezlerde belirli periyotlarla proloterapi eğitim programları düzenlenir.

FTR Kongrelerinde Verilen Proloterapi Kursları

Türkiye FTR camiasının en önemli bilimsel organizasyonlarından biri olan Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği (TSPR / TSPRM) tarafından düzenlenen ulusal kongrelerde:

  • Proloterapi temel kursları
  • Proloterapi ileri düzey uygulama kursları
  • Kadavra laboratuvarında proloterapi enjeksiyon teknikleri eğitimleri

sunulmaktadır.

Kurs içerikleri genellikle şunları kapsar:

  • Anatomik enjeksiyon noktaları
  • Dextrose konsantrasyonlarının seçimi
  • Eklem içi – periartiküler – tendon uygulama ayrımları
  • Komplikasyon yönetimi
  • Kanıta dayalı uygulama rehberleri

Bu kurslar, proloterapiyi bilimsel temelleriyle öğretmeyi ve uluslararası standartlara yaklaştırmayı amaçlar.

Üniversitelerde Araştırma ve Klinik Uygulamalar

Bazı üniversitelerde (örneğin büyük tıp fakültelerinde) proloterapi:

  • FTR anabilim dalı ağrı polikliniklerinde,
  • Spor hekimliği kliniklerinde
  • Ortopedi bölümlerinde

yardımcı tedavi seçeneği olarak kullanılmaktadır. Bu merkezlerde aynı zamanda klinik araştırmalar yürütülmekte ve ulusal literatüre katkı sağlanmaktadır.

Dünya Literatüründe Proloterapinin Yeri

Özel Hastaneler ve Kliniklerde Proloterapinin Yaygınlığı

Türkiye’de proloterapi uygulamaları kamu hastanelerinin yanı sıra özel sektör tarafından da benimsenmiştir. Son 10 yıl içerisinde özellikle:

  • Büyük şehirlerdeki özel ortopedi ve spor sağlığı merkezlerinde,
  • Fizik tedavi ve rehabilitasyon kliniklerinde,
  • Ağrı tedavisi üzerine çalışan multidisipliner merkezlerde

proloterapi oldukça yaygın hale gelmiştir.

Bu kliniklerin çoğu, GETAT yönetmeliği gereği yalnızca sertifikalı hekimlerce işlem yapılmasına izin veren denetimli yapılar haline gelmiştir. Hastaların özellikle diz osteoartriti, bel ağrısı, dirsek tendinopatileri ve plantar fasiit gibi kronik sorunlarda cerrahi dışı çözüm arayışı, özel merkezlerde proloterapi talebini artırmaktadır.

Türkiye’de Yaygınlığına Dair Durum Tespiti

Mevcut birebir veri tabanı olmamakla birlikte:

  • Özel kliniklerin büyük bölümünde hem proloterapi hem PRP birlikte sunulmakta,
  • FTR hekimleri arasında uygulama sıklığı yıldan yıla artmakta,
  • Sporcu sağlığı merkezlerinde en sık tercih edilen tamamlayıcı yöntemlerden biri haline gelmiş bulunmaktadır.

Türkiye’de proloterapi uygulayıcı sayısı, 2014 GETAT düzenlemesi sonrası katlanarak artış göstermiştir.

chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.tsprm.org/8-tibbi-rehabilitasyon-kongresi.pdf

Türkiye’de Proloterapi Literatürünün Genel Panoraması

Türkiye’de proloterapi üzerine yapılan bilimsel çalışmalar son 15 yılda belirgin bir artış göstermiştir. Başlangıçta çoğunlukla olgu sunumları ve klinik gözlem yazıları şeklinde ilerleyen literatür, son yıllarda randomize kontrollü çalışmalar (RCT), prospektif klinik araştırmalar ve hayvan deneyleri ile daha güçlü bir kanıt yapısına kavuşmaya başlamıştır. Türkiye’nin FTR, spor hekimliği ve ortopedi alanında aktif bir akademik topluluğa sahip olması, proloterapi çalışmalarının çeşitlenmesine katkı sağlamıştır.

Bu bölüm, Türkiye’de proloterapi alanında yayımlanmış bilimsel çalışmaların genel eğilimlerini, metodolojik yapılarını ve ana araştırma alanlarını kapsamlı bir bakış açısıyla ele almaktadır.

Yayın Türlerine Göre Sınıflama

Türkiye’den yayımlanan proloterapi çalışmalarının büyük bölümü aşağıdaki türlerde toplanmaktadır:

• Randomize Kontrollü Çalışmalar (RCT)

Türkiye literatüründe özellikle plantar fasiit, shin splint ve diz osteoartriti gibi alanlarda RCT düzeyinde çalışmalar mevcuttur. Bu çalışmalar tedavinin klinik etkinliğini, kontrol gruplarıyla karşılaştırmalı olarak ortaya koyması açısından önemli bir yer tutar.

• Prospektif ve Retrospektif Klinik Çalışmalar

Diz osteoartriti, lateral epikondilit, sakroiliak eklem disfonksiyonu ve diğer tendinopatiler üzerine çok sayıda prospektif gözlemsel çalışma yayımlanmıştır. Bu çalışmalar, tedavinin gerçek hasta popülasyonundaki uzun dönem etkinliği hakkında değerli bilgiler sunar.

• Olgu Serileri ve Olgu Sunumları

TFCC (Triangular Fibrocartilage Complex) hasarı, çeşitli tendon yaralanmaları ve kronik eklem ağrıları üzerine çok sayıda olgu serisi bulunmaktadır. Türkiye, proloterapiyi klinik pratiğe entegre eden merkezlerin yoğunluğu nedeniyle bu tür yayınlarda oldukça aktiftir.

• Deneysel (Hayvan) Çalışmaları

Türkiye’de proloterapi üzerine yapılan birkaç önemli deneysel çalışma mevcuttur. Özellikle sıçan diz osteoartrit modelleri üzerinde farklı dekstroz konsantrasyonlarının karşılaştırıldığı deneyler, Türkiye literatürüne uluslararası araştırmalarla uyumlu mekanistik veri sağlamaktadır.

• Derleme ve Anlatım Tarzı Makaleler

Proloterapinin tarihçesi, endikasyonları, mekanizmaları ve uygulama tekniklerini özetleyen çok sayıda kapsamlı Türkçe derleme bulunmaktadır. Bu derlemeler hem genç hekimler hem de uygulayıcılar için önemli temel kaynak niteliğindedir.

Çalışmaların Yayımlandığı Dergiler

Türkiye’de proloterapi üzerine yapılan akademik çalışmalar çoğunlukla şu hakemli bilimsel dergilerde yayımlanmıştır:

  • Journal of Physical Medicine and Rehabilitation Sciences (JPMRS)
  • Türkiye Klinikleri Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Dergisi
  • Turkish Journal of Sports Medicine
  • Acta Orthopaedica et Traumatologica Turcica (AOTT)
  • Pamukkale Tıp Dergisi
  • Anadolu Kliniği Tıp Bilimleri Dergisi
  • Uluslararası tıp dergilerinde yayımlanan Türk araştırmacıların çalışmaları (PubMed üzeri)

Bu dergilerde yer alan çalışmalar, proloterapinin hem klinik hem de deneysel boyutunu ele alarak Türkiye literatürünün genişlemesini sağlamaktadır.

En Sık Çalışılan Anatomik Bölgeler ve Endikasyonlar

Türkiye’de yapılan proloterapi çalışmaları belirgin şekilde kas-iskelet sistemi hastalıklarına odaklanmıştır. En sık araştırılan bölgeler şunlardır:

• Diz Osteoartriti

Klinik çalışmaların en yoğun olduğu alanlardan biridir. Proloterapinin ağrı, fonksiyon ve eklem hareket açıklığı üzerindeki etkileri çeşitli protokollerle araştırılmıştır.

• Plantar Fasiit

Türkiye literatüründeki en güçlü randomize kontrollü çalışmalardan biri bu alandadır. Proloterapi, kortikosteroid ve ESWT gibi yöntemlerle karşılaştırılmıştır.

• Shin Splint (Medial Tibial Stress Sendromu)

Türk araştırmacılar tarafından yapılan RCT, tedavinin etkinliğine dair değerli veriler sunmuştur.

• Lateral Epikondilit

Hem klinik hem derleme çalışmalarında sık ele alınan konulardan biridir.

• Ayak Bileği ve Periferik Tendon Problemleri

TFCC hasarı, ayak bileği bağ yaralanmaları ve Achill tendiniti gibi durumlar üzerine olgu serileri ve küçük ölçekli klinik çalışmalar yapılmıştır.

• Sakroiliak Eklem Ağrısı

Son yıllarda proloterapi uygulamalarının arttığı bir alan olup bazı retrospektif klinik veriler Türkiye’den bildirilmektedir.

• Kronik Bel Ağrısı ve Bağ Dokusu Problemleri

Bağ gevşekliği, SI eklem kaynaklı bel ağrısı gibi durumlarda proloterapinin rolünü inceleyen çalışmalar yer almaktadır.

Türkiye Literatürüne Genel Bakış

Türkiye’de proloterapi araştırmalarının genel eğilimleri şu şekilde özetlenebilir:

  • Oldukça geniş endikasyon yelpazesi çalışılmıştır.
  • Diz OA, plantar fasiit ve shin splint en güçlü veri setine sahip alanlardır.
  • Örneklem büyüklükleri genellikle küçük olmakla birlikte prospektif metodolojiler kullanılmaktadır.
  • Hayvan deneyleri arasında uluslararası literatürde referans gösterilen modeller mevcuttur.
  • Son 5 yılda RCT sayısında belirgin bir artış görülmektedir.
  • Uluslararası yayınlara açılan Türk araştırmacı sayısı artmaktadır.

Türkiye literatürü, proloterapi konusunda bölgesel bir bilgi merkezi olma potansiyeli taşımakta; ancak daha büyük örneklemli ve standardize edilmiş çalışmalar hâlâ önemli bir ihtiyaç olarak durmaktadır. [2]

Sonuç: Türkiye Proloterapi Literatürünün Genel Değerlendirmesi

Türkiye’de proloterapi üzerine yapılan bilimsel yayınlar, son 10–15 yıllık dönemde belirgin bir ivme kazanmış ve farklı klinik alanlara yayılmıştır. Özellikle diz osteoartriti, plantar fasiit, shin splint ve lateral epikondilit gibi yaygın kas-iskelet sistemi sorunlarında yürütülen prospektif çalışmalar ve randomize kontrollü denemeler, Türkiye literatürüne uluslararası ölçekte değer katmıştır. Bu çalışmalar, proloterapinin hem ağrı kontrolü hem de fonksiyonel iyileşme üzerinde anlamlı klinik katkılar sağlayabileceğini göstermektedir.

Bununla birlikte, mevcut araştırmaların büyük kısmı küçük örneklemli, tek merkezli ve protokol heterojenliği içeren çalışmalar olduğu için, Türkiye literatürünün kanıt düzeyi halen gelişme aşamasındadır. Deneysel hayvan modelleri ise mekanistik açıdan önemli bilgiler sunmakta ve Türkiye’nin proloterapi araştırmalarına temel bilim altyapısı üzerinden de katkı sunduğunu göstermektedir.

Saha uygulamaları göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’de proloterapinin hem akademik hem klinik alanda giderek daha fazla kabul gördüğü açıktır. GETAT yönetmeliğinin sağladığı yasal çerçeve, üniversite hastanelerinde açılan eğitim programları ve FTR kongrelerinde düzenlenen uygulamalı kurslar, proloterapinin kurumsal olarak yerleşmesini desteklemektedir. Bunun yanı sıra özel kliniklerdeki yaygın kullanım, klinisyen deneyiminin hızla artmasına katkı sağlamaktadır.

Genel olarak değerlendirildiğinde, Türkiye proloterapi araştırmaları:

  • Çeşitlilik açısından zengin,
  • Klinik pratikle güçlü bağlantısı olan,
  • Gelişmeye açık,
  • Uluslararası literatürle paralel,
  • Ancak daha büyük ölçekli ve standardize edilmiş çalışmalara ihtiyaç duyan

bir yapıya sahiptir.

Bu durum, ülkemizin proloterapi alanında bölgesel bir bilgi merkezi olma potansiyelini güçlendirmekte; aynı zamanda araştırmacılar için yeni çalışma alanları, daha ileri düzey metodolojik tasarımlar ve çok merkezli klinik projeler geliştirilmesi için önemli bir fırsat sunmaktadır.

Kaynak ve Referanslar

  • Kuru, Ö., & Güngör, S. (2015). Proloterapi: Kronik Ağrı Yönetiminde Etkili Bir Yöntem. TrDizin.
  • Geleneksel Tedavinin Gölgesinde Bir Mağduriyet. (2023). ResearchGate.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top